Frekans Pilotları

 

Doğal afetler birçok kahraman çıkarabiliyor. Bu kahramanlar arasında radyo amatörleri de var.

 

Katrina Kasırgasından sonraki dördüncü geceydi; binlerce hasta, doktor ve personel New Orleans şehir merkezinde sel sularıyla çevrilmiş Louisiana Tıp Merkezi’nde mahsur kalmıştı. Dışarıda ise haberler korkunçtu. İnsanlar tavan aralarında boğuluyorlardı. Hastanede su, elektrik, telefon ve internet bağlantısı yoktu. Cep telefonları çalışmıyordu. Yetkililer her gün tahliyenin başlamak üzere olduğunu söylüyorlardı, fakat hiçbir şey olmuyordu.

 

Personel bir doğal afetin sebep olabileceği her şeyi yaşadıklarını düşünüyordu. Derken, gecenin ortasında, mahsur kaldığı evinden birkaç blok yüzmeyi başarmış hamile bir kadın, kendisini hastaneyi çevreleyen pis ve karanlık sel sularından dışarı attı. Doğum sancısı vardı ve sancı git gide artıyordu. Doktorlar bir el feneri yardımıyla kadının sezaryene ihtiyacı olduğunu belirlediler. Fakat su ve elektrikten yoksunken ve kadını temizlemenin veya aletleri sterilize etmenin bir yolu yokken ameliyat söz konusu bile olmazdı. Doktorlar kararlarını verdiler ve yardım derneğinin o zamanki acil durum müdürü olan Tim Butcher’ı, sigaradan kalınlaşmış sesiyle ve keskin diliyle tanınan, bir buçuk metre boylarında, orta yaşlı bir caz müzisyeninin uyumakta olduğu konferans odasına yolladılar. “Uyan Richard” dedi Butcher, “Sana ihtiyacımız var”.

 

Kanunen kör olan Richard Webb, ülkenin sayıları 660,000’i geçen lisanslı amatör telsiz operatörlerinden biriydi (Nedendir bilinmez, İngilizce’de kendilerine ‘ham’ denmektedir.) Bir amatör telsizci ve mobil denizcilik ağı üyesi olan Webb, küçük botlardan mesajlar almakta, gerekli durumlarda küçük deniz araçlarını kurtarma operasyonlarına katılmakta ve kasırga takibine yardımcı olmaktadır.

 

Özellikle acil durumlarda olmak üzere, hevesle çalışmak ve yardım etmek amatör telsizciler arasında uzun bir geçmişe sahip olan bir gelenektir. Aslında federal haberleşme komisyonu düzenlemeleri amatör telsizcilere, özellikle acil durum haberleşmelerinde, iletişimi geliştirme görevini vermiştir. Deprem, orman yangını, kar fırtınası veya kasırga olması fark etmez, amatör telsizciler haberleşme sistemlerinin çökmesi durumunda her zaman afet bölgesiyle dış dünya arasındaki iletişimi kurmak için hazırdırlar. Son zamanlarda meydana gelen pek çok acil durum ve diğer doğal afetler, amatör telsizcilerin afet bölgesindeki tek iletişim aracı olduklarını göstermektedir. Bina üzerindeki radyo ve telefon kulelerinin çalışmaz hale geldiği 11 Eylül Dünya Ticaret Merkezi saldırısından birkaç dakika sonra amatör telsizciler, yetkililerin kurtarma operasyonlarını yönetmelerini sağlayacak bir acil durum ağı kurmuşlardı.

 

Telefon hatları çalışmaz hale geldiğinde ve ‘telsiz’ tamamen yeni bir anlam kazandığında, cep telefonları ve PDA ağları çöktüğünde ve bataryalar tükendiğinde, elektrik kesildiğinde, yetkililer bu antikalaşmış fakat her daim güvenilir haberleşme yöntemine başvururlar. Amatör telsizcilik tam anlamıyla bir cankurtaran halatına dönüşür.

 

Amerikan Telsiz Röle Derneği medya ve halkla ilişkiler müdürü Allen Pitts çoğu haberleşme sisteminde bir tıkanma noktasının olduğunu ve söz konusu bir telefon santrali, internet rölesi veya telsiz kulesi olsa da tıkanma noktasına gelinmesi durumunda bütün sistemin çöktüğünü söylüyor.

 

Tek bir ağa güvenmek yerine, her amatör telsizcinin kendisine yeten tam bir alıcı ve gönderici istasyonu vardır. Pitts, telsizin tıkandığı bir nokta olmadığını söyler, “Piknikteki karıncalara benzerler. Birkaçından hatta çoğundan kurtulabilirsiniz ama geri kalanlar yine de yiyeceğe ulaşır. Her biri ortak bir hedef doğrultusunda işbirliği içinde çalışan, hareketli, bağımsız birer birimdir.”

 

Anlaşılabileceği gibi, pek çok hükümet kuruluşu ve hastane, acil durumlarda ulaşabilmek için amatör telsizcileri kaydetmişlerdir. New Orlean Tıp Merkezi’ni oluşturan iki hastane –üniversite ve yardım derneği hastaneleri- bundan iki yıl önce kendi istasyonlarını kurmaya karar verdiklerinde bunları işletecek gönüllüler aradılar. Richard Webb ve kendisi gibi amatör telsizci olan eşi Kathleen Anderson gönüllü oldular. İstasyon kurdular ve neredeyse her hafta kontrol ettiler.

 

Katrina vurmadan önceki gece Webb, tekerlekli sandalye kullanan karısı Anderson’ı kamyonetlerine götürdü ve Slidell’deki küçük evlerinden ayrılıp hastaneye doğru yola çıktılar. 50 kilometrelik yolculuk boyunca karşılaştıkları araçların neredeyse tümü şehir merkezine dönüyordu. ‘A-Takımı’ –kör bir adam ve tekerlekli sandalyede bir kadın- hastanede antenlerini ve benzinle çalışan jeneratörlerini kurdular, yayına başladılar, yaklaşan fırtınayı izlediler ve atlattılar.

 

New Orlaens’ın büyük bir kısmında olduğu gibi hastane de Katrina’dan nispeten az zarar görmüştü. Derken setler yıkıldı. Çok geçmeden hastane çevreden yalıtılmış hale geldi ve derinliği yer yer 3 metreyi bulan suyla çevrildi. (Ve, evet, elektrik kesildiğinde bir hastane görevlisi Webb’e el feneri vermeyi teklif etti. “Teşekkür ederim fakat buna ihtiyacım yok”dedi Webb.)

 

Webb ve Anderson, Baton Rouge’daki devlet komuta merkezine mesaj yollayarak ve buradan mesaj alarak günde yirmi saat haberleşmeyi sürdürdüler. Hastane personelinin yiyecek, içme suyu, ilaç, yatak, temizlik malzemesi ve diğer ihtiyaçlarını bildirdiler. Yetkililer Webb’e sürekli olarak hastanenin günün ilerleyen saatlerinde, birkaç saat içinde, ertesi gün boşaltılacağını söylediler ama günler geçse de gelen olmadı. Sahil güvenlik botları gerekli malzemeleri getirdiler ve küvözde tutulan bebekler gibi kritik bakıma ihtiyacı olan birkaç hastayı götürdüler.

 

Webb ve Anderson acil durum ağlarını dinlediler ve ülkenin dört bir yanından katılanlar da dahil olmak üzere radyo amatörlerinin kurtarma çalışmalarında oynadıkları hayati role tanık oldular. Yüzlerce vakada sel suları tarafından evlerinde veya çatılarının üstünde mahsur kalan insanlar cep telefonlarından 911’i aramaya çalıştılar. Ama aramalar başarılı olmadı ve pek çoğu, binlerce kilometre uzakta, ülkenin diğer bölgelerinde yaşayan akrabalarını aradılar ve yakınları da 911’i aradı. Yerel acil durum görevlileri bu mesajları New Orleans’daki kurtarma ekipleriyle iletişim içinde olan amatörlere ilettiler: “Şu adreste tavan arasında mahsur kalmış üç kişi var… Şu binanın çatısında beş kişi… Şu kavşaktaki üst geçitte on beş…”

 

Bu telsiz sistemini bir açıklayalım. Günümüzün haberleşme aletlerinin çoğu ufuktan ufuğa, nişan çizgisinde yatay radyo dalgaları kullanırken, amatör telsizci uzun mesafe görüşmeleri için daha alçak frekansları kullanır. Pitts alçak frekans dalgalarının ilginç bir özellikleri olduğunu söylüyor. “Sekebiliyorlar. Bu dalgalar 60 mil üzerimizde, iyonosferden yansıyorlar.” Hava koşullarına bağlı olarak, bazı günler Kenya’daki bir amatörle, kasabanın diğer ucundaki arkadaşınızla olduğundan daha net  haberleşebilirsiniz. Pitts’e göre amatörler farklı frekanslar, yönler ve yöntemler kullanarak dalgaları istedikleri yere yansıtma sanatını öğreniyorlar.

 

Webb, lisansını yeni almış ve hiçbir acil durum eğitimine sahip olmayan bir gençten çağrı aldı. Bu genç çok sayıda insanla beraber bir okul binasında kalmıştı ve orada olduklarından kimsenin haberi yoktu. İki bebeğin ilaca, yaşlı bir adamın ise solunum cihazına ihtiyacı vardı. Webb’in aldığı mesajı başkalarına iletmesiyle grup kurtarıldı.

 

Haftanın ilerleyen günlerinde (kasırga Pazartesi gecesi vurmuştu), git gide daha fazla insan dış dünya ile tek bağlantı noktası olan Webb’in telsiz odasına uğramaya başladı. Fırsat buldukça hastane personeli ve hastalardan ailelerine mesajlar iletti: “Hastanedeyim, iyiyim, yakında buradan alınacağımı umuyorum, uygun olunca ararım…” Ülkenin diğer bölgelerinden bu mesajları alan amatörler ailelere telefon ettiler veya e-posta attılar.

 

Birçok kişi de Webb’e mesajlarını yollaması karşılığında para teklif etti. Fakat Webb “Üzgünüm, alamam” diye söylendi, “Bu, yasak. Ben kesinlikle gönüllü olarak çalışıyorum”.

 

Haberleşmedeki duraksamalar sırasında Webb bazen gitarını çıkardı. Küçük gruplar bu molalar için toplandılar. Webb, karanlığın ve kafa karışıklığının egemen olduğu bir afet ortamında nadide bir ışık ve yatıştırma kaynağına dönüşmüştü.

 

Doğum sancısı çeken kadının yüzerek hastaneye ulaştığı gece, Tim Butcher Richard Webb’i sarsarak uyandırdı ve kadının helikoptere ihtiyacı olduğunu söyledi. Butcher, “Onu buradan çıkarmak için iki saatimiz var.”dedi. Aksi taktirde anne ve bebek ölebilirdi. Webb telsizine koştu, ağa girdi ve mesajını kendisini duyacak birine iletmeye çalıştı.

 

O akşam Webb’in ulaşabildiği ilk kişi Teksas’daki mobil denizcilik ağından bir amatördü. Teksaslı amatör de, aynı zamanda bir yardımcı sahil güvenlik memuru olan Cleveland’lı bir amatörle iletişime geçti. Cleveland’daki amatör amiriyle haberleşti ve kısa sürede hasta sezaryen olacağı başka bir hastaneye gönderildi. Son rapora göre anne de bebek de iyi durumdaydılar.

 

Butcher, Webb’in o gece bir, hatta belki de iki hayat kurtardığını söylüyor. Webb ve telsizi olmasaydı hastanede kaç kişi daha ölmüş olurdu kim bilir… Butcher bir şeyden emin: “Richard gerçek bir kahraman”.

 

Çeviren: ARÇ (Afette Rehber Çevirmenlik) Organizasyonu

Kaynak: Delta SKY Dergisi, Şubat 2006 / Timothy Harper

http://www.delta-sky.com/2006_02/RolePlaying/index.html