Karadeniz Teknik Üniversitesi

Tıp Fakültesi 
GÖĞÜS HASTALIKLARI ANABİLİM DALI

GİRİŞ
Gelin kendinize bir iyilik edin!
İyi bir tiryaki olup bu yazıyı okumak kararında iseniz, yaşamınızda çok önemli bir dönüm noktası oluşturabilme şansını elinizde tuttuğunuzu söyleyebilirim. Ya şimdiye kadar olduğu gibi sizin geleceğinizi yakından ilgilendiren bu konuda söylenenleri duymazlıktan gelip, önemsemeyerek adeta bir deve kuşu psikolojisiyle başınızı kuma gömmeye devam edeceksiniz. Ya da kendiniz için yapabileceğiniz bir iyilik olduğunu fark edip gecikmeden yani “sigara sizi terk etmeden siz onu terk edeceksiniz”. Sizin sigarayı dost edinmeniz onun sizi dost edindiği anlamına gelmez. Hiç ummadığınız bir anda yıllardır yanı başınızdan ayırmadığınız bu sözde dosttan bir darbe yiyebilirsiniz. Ve o zaman her şey çok geç olabilir.

Üstelik bu yazılanları okumak için sigarayı bırakma kararlılığında olmanız da gerekmez. Konu hakkında bilinmesi gerekenleri öğrendikten sonra daha sağlıklı kararlar vereceğiniz muhakkaktır. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak hepimiz için çok geçerli bir handikaptır.

Bedelini ödemeye hazır mısınız?
Kuşkusuz sigara içmek kişinin kendi hakkında vereceği bir karardır. Sonuç ne yönde olursa olsun kimsenin buna bir diyeceği olamaz. Tanrı insana günah işleme özgürlüğünü bile vermiştir. Sigaraya karşı olmakla birlikte sigara içme özgürlüğünün savunucusu olduğumu başta ifade etmek isterim. Ancak, insan verdiği kararlar ile yapıp ettiklerinin sorumluluğundan kaçamaz. Sigara içmenin bedelinin bir gün kendisinden tahsil edileceğini hatırlatmak, kişilerin böyle bir faturayla karşılaştıklarında gösterdikleri tepkileri en yakından izleyen biz hekimlerin bir görevi olsa gerek. Bu kitap böyle bir görev bilincinin sonucunda doğmuştur.

TARİHÇE
Kızılderililerin intikamı!
Tütünün keyif verici bir madde olarak 4 000 yıldır Meksika, Orta ve Güney Amerika’da kullanıla geldiği bilinmektedir. 15. Yüzyıl sonlarında Kristof Kolomb tarafından domates, patates ve mısır gibi bitkilerle birlikte Avrupa’ya taşınmıştır. Tütün alışkanlığı için “Kızılderililerin İntikamı” yakıştırması altında yatan tarihi gerçek budur (bakınız şekil I). Bilindiği gibi Amerikan yerlileri kendilerini ziyarete gelen beyaz adamı konukseverlik ile karşılamışlar ve ona sahip oldukları değerli bir çok şeyle birlikte tütün de armağan etmişlerdi. Ancak beyaz adam, bu yeni kıtanın bakir hazinelerini binlerce yıllık sahipleri olan yerlilerle paylaşmayı bile kabullenmeyerek koca bir ırkı yok etmişti. Kızılderili-beyaz savaşlarının bitmesinden bu kadar yıl sonra tarihin en iyi bilinen bu soykırımına karşı belki de Tanrı’nın bir gazabı olarak beyaz adam hala her yıl milyonlarca kayıp vermeye devam etmektedir. 1990’lı yıllarda dünyada sigaraya bağlı nedenlerle yılda 3 000 000 ölüm bildirilmekte ve 2020 yılında bu rakamın 10 000 000’a ulaşacağı öngörülmektedir.

Sigara sadece sizi yakmıyor!
16 ve 17. Yüzyıllarda tütün alışkanlığı Avrupa’da hızla yayılmıştır. Keyif verici olması dışında, yer yer tedavi amaçlı bile kullanıldığı olmuştur. 18. Yüzyılın sonlarına doğru ise sigara şeklinde üretim başlamıştır. Tütüne bağlı yan endüstri şeklinde tabakalar, pipo ve ağızlıklar pazarı oluşmuştur. Tütün alışkanlığı daha çok denizciler tarafından ülkeden ülkeye taşınmıştır. Her ne kadar tütün kullanımına karşı bazı itirazlar olmuşsa da bunlar sağlıkla ilgili endişelerle değil, dinsel ve bilhassa yangınlara sebep olması dolayısıyla idarî tepkilerle ortaya çıkmıştır. Bugün bile yangınlara bağlı can ve mal kaybının çok önemli bir kısmı sigaradan kaynaklanmaktadır. Nitekim 1981 yılında ABD’de sigaraya bağlı yangınlarda 500 milyon dolar ekonomik kayıp; 2300 ölüm ve 5 000 yaralanma olduğu bildirilmiştir. Bu ülkede yangından ölümlerin %25’i sigaraya atfedilmektedir. 1950’li yıllardan sonra tütünün sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinin farkına varılmış ve kamuoyunun baskıları sonucu devlet desteğiyle sigara aleyhtarı kampanyalar ileri ülkelerde başlatılmıştır. Bu kampanyalar gerçekten başarılı olmuş ve milyonlarca kişi sigarayı bırakmış; sigara kullanım alışkanlığı ABD’de 20 yıl içinde %41 düzeyinden %29 düzeyine düşmüş; kişi başına yılda tüketilen sigara sayısı %25 oranında gerilemiştir. Bu gerilemeye karşın halen dünya tütün pazarının devi olan ABD’de sigara üreten şirketler üretim ve kazançlarını artırmaya devam etmişlerdir. Bu, tütün pazarlamasının dış ülkelere,bahusus gelişmekte olan ve üçüncü dünya ülkelerine kaydırılmasının bir sonucudur. Gerçekten, aynı zaman diliminde ülkemizde kişi başına tüketilen sigara sayısı, nüfus artışına rağmen %13,4 oranında artmıştır.

 
ÜLKEMİZDE TÜTÜNÜN GEÇMİŞİ
Keşke matbaa yerine tütünü almakta gecikseydik!
Ülkemize matbaanın girişinin geç olmasına karşın tütünün Avrupa’yla eş zamanlı olarak Venedik ve Genova’lı denizciler aracılığıyla İstanbul’a taşınıp, hızla yayıldığı bilinmektedir. 1600’lü yılların ilk yarısında Sultan IV. Murat’ın tütün alışkanlığı ile olan savaşı tarihçilere geçmiştir. 1874’te tütün tekeli oluşturulmuştur. 1884’te ekonomik nedenlerle tütün tekelinin bir kısım hisseleri Fransız Reji şirketine satılmış ve ülkemizde ortak sigara fabrikaları kurulmuştur. Kurtuluş savaşı sonrası bu fabrikalar satın alınarak yabancı tütün üretimine son verilmiş ve 1924’te Tekel kurulmuştur. Hemen tüm gelişmekte olan veya üçüncüdünya ülkelerinde olduğu gibi 1970’li yıllardan itibaren ülkemize yabancı sigaralar önce kaçak olarak sokulmaya başlanmış; daha sonraları oluşan piyasa ve talep artışıyla birlikte “vergi kaçağını önlemek” gibi masumca (!) gerekçelerle 1984’te Tekelin yabancı sigaraları ithaline izin verilmiştir. 1986’da ise tütün tekeli kaldırılmıştır.

Şekil I. Metne bakınız.

1991’de yabancı tütün şirketlerinin Türk ortaklarıyla ülkemizde sigara üretimine geçmelerine izin çıkmıştır. Bu firmaların tüm dünyada farklı coğrafya ve sosyokültürel çevrelerde denenip başarılı olmuş profesyonel üretim, pazarlama ve reklam çalışmalarının sonucunda, kısa sürede öngörülen barajı aşan üretim kapasitelerine bağlı olarak, fiyat belirleme ve bağımsız dağıtım haklarını elde ettikleri görülmüştür. Sigara karşıtı çalışmaların ülkemizdeki etkinliği çok az olmuştur. Sadece gönüllü kuruluşlar ve bireysel özveriler ile uzun yıllar sürdürülmeye çalışılan bu çabalar, somut olarak ancak 7 Kasım 1996 tarihinde “Tütün mahsullerinin zararlarının önlenmesine dair kanun”un çıkarılmasıyla bir aşama kaydetmiştir. 1986 tarihinden itibaren sigara paketleri ve reklamlarında “sigara sağlığa zararlıdır” kaydının düşülmesinin ise pratikte herhangi bir etkisi olmamıştır. 1996’da çıkarılan söz konusu kanun bu alanda çok olumlu bazı tedbirler öngörmesine karşın, kanunla ilişkili gerekli yönetmelikler çıkarılmadığı için uygulanmada belirsizlikler mevcuttur. Fakat bu kanun, hiç olmazsa sigara karşıtı çalışmalara moral destek vermiştir. Bundan sonra yapılması gereken sigaranın sağlığa verdiği vahim zararlar, sigaranın nasıl bırakılabileceği ve sigaraya başlamanın önüne geçilmesi ile ilgili bilgi ve birikimlerin kamuoyu ile paylaşılmasıdır. Bu kitapçığın amacı da budur.

SİGARA NEDEN ZARARLIDIR?
Sigara yavaş çekim intihardır!
Dünyada halen her yıl 3 000 000 kişi sigaradan ölmektedir. Bu, aramızdan her 10 saniyede bir kişinin sigaraya kurban gittiği anlamına gelmektedir. ABD’de bu rakam 435 000 olup her 5 ölümden birisidir. Sigaraya bağlı ölümler yıllar içinde giderek artmaktadır ve önümüzdeki 2 dekat içinde yılda 10 000 000’a ulaşacağı tahmin edilmektedir. Tüm kanserlerden ölümlerin %30’u, KOAH ölümlerinin %75’i ve iskemik kalp hastalıklarından ölümlerin %25’i sigaraya atfedilmektedir.Sigaranın zararları konusunda duyarsız olanlar sıklıkla bu rakamlar karşısında “sigara içmeyenler de ölüyor. Onlar da başka nedenlerle ölüyorlar” demektedirler. Ancak sigara içenlerde ölüm hızı içmeyenlere oranla iki kat daha fazladır. Sigara içenler içmeyenlere göre ortalama 5-8 yıl erken ölmektedirler. İçilen her sigaranın ömürden 5,5 dakika çaldığı hesaplanmıştır. Sigaranın hangi hastalıklara yol açtığı Tablo I’ de gösterilmiştir. Sigara dışındaki tütün kullanımı da benzer riskleri taşır. Pipo ve puro içenler de sigaraya göre risk biraz daha az olmak üzere aynı hastalıklara adaydır.

Sigaraya Bağlı Hastalıklar / Sigara İçmeme Nedenleri!

a. Kanserler
Akciğer, dudak, dil, yutak, gırtlak, karaciğer, yemek borusu, mide, anüs, pankreas, mesane, rahim, meme, yumurtalık, böbrek, mesane, penis ve kan kanserleri

b. Solunum sistemi hastalıkları
Kronik bronşit, amfizem, astma, Goodpasture s, eozinofilik granülom, bronşiolitis, uyku-apne s, pnömotoraks, tüberküloz, pnömokok infeksiyonu

c. Kalp damar hastalıkları
Aterosklerotik kalp-damar hastalıkları (renal, koroner, karotid, mezenterik, iliyak arterler ve abdominal aorta), enfarktüs, aritmiler, inme, periferik arter hastalığı, venöz tromboemboli

d. Sindirim sistemi hastalıkları
Peptik ülser, kanama, delinme, GÖR, kronik pankreatit, Crohn hast. kolon adenomları

e. Kadın hastalıkları ve doğum
Erken menapoz, kemik erimesi, Erken doğum, erken membran rüptürü, düşük, düşük doğum ağırlığı, ani çocuk ölümleri, büyüme gelişme geriliği, zeka geriliği, febril konvülsiyon, davranış bozukluğu, atopik hastalıklar, akciğer gelişme bozukluğu, artmış solunumsal infeksiyonlar

f. Erkek üreme sistemi hastalıkları
Sperm kalitesinde azalma, prostat hipertrofisi

g. Cilt hastalıkları 
Cilt buruşukluğu, psöriyazis

h. Romatizmal hastalıklar
Osteoporoz, Romatoid artrit

i. Psikiyatrik hastalıklar 
Depresyon, şizofreni

j. Endokrin hastalıklar
Hormon bozuklukları, Grave’s hastalığı, guatr

k. Böbrek hastalıkları

Glomerülonefrit

l. Ağız hastalıkları
Tat azalması, diş eti hastalıkları

m. Koku duyusu azalması

n. Katarakt 

Katranı azaltılmış, mentollü, filtreli sigaralar zararsız anlamına gelmez. Henüz zararsız bir sigara üretilmiş değildir.

Sigara önlenebilir ölüm nedenlerinin başında gelmektedir!
Kanser ile sigara arasındaki ilişki çok iyi araştırılmıştır. Sigarada pek çok kanserojen ve ko-kanserojen madde bulunmaktadır. Kanser-sigara ilişkisi doz-yanıt ilişkisi verecek kadar doğrusaldır. Sigara içilen toplam yıl sayısı, her gün içilen sigara sayısı arttıkça ve sigaraya başlama yaşı azaldıkça kanser riski artmaktadır. Günde yarım paketten az içenlerde akciğer kanseri olma sıklığı içmeyenlere kıyasla 7 kat artarken günde bir paket içenlerde risk 12 kat, günde 2 paket içenlerde ise 25 kat artmaktadır.

Sigara hem öldürür hem de süründürür!
Sigara sadece erken ölümlere yol açmakla kalmaz öldürmeden de süründürecek şekilde kronik akciğer ve kalp-damar hastalıklarına, inmelere (felç) de neden olur. Kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde bozan, efor kapasitesini çok sınırlayan, günlük gereksinimlerini karşılayamayacak hale getiren; başkalarının destek ve bakımına muhtaç eden bu süreğen hastalıklar sigara konusunda kişilerin düşüncelerini tamamen değiştirmektedir. Ancak, bu hastalıkların genellikle yaşamın 5-6. dekatlarında kendini belli etmeleri nedeniyle bu değişim zamanı oldukça geçtir ve beklenen faydaları vermekten uzaktır. Sigaranın zararlı etkileri hususunda insanlar aynı duyarlılığı göstermez. Gerçekten sigara içenlerin 1/4’ü sigaraya bağlı nedenlerle ölmektedir. Bu durum bazı içicilerin “benim amcam 70 yıl günde 2 paket sigara içti. Hiç doktor yüzü görmeden öldü” şeklindeki savunmalarının dayandığı temeli ortaya koymaktadır. Gerçekten sigaranın özellikle bazı kişilere daha çok zarar verdiği doğrudur. Ama sorun bunların hangi kişiler olduğunun önceden bilinememesidir. Bu nedenle potansiyel olarak herkes sigaranın zararlı etkilerine maruzdur.

Dudak tiryakileri güvende mi?
Bazı içiciler sigaranın sağlık için taşıdığı riskin farkında olmakla birlikte kendilerince bu riskten kurtulmak için bir savunma mekanizması geliştirmişlerdir. Bunlar “kendilerinin sadece dudak tiryakisi olduklarını ve dumanı içlerine çekmediklerini” söyleyerek bundan dolayı sigaranın kendilerine zarar vermeyeceğini düşünürler. Oysa bu doğru değildir ve sadece bir avuntudan ibarettir. Çünkü sigaranın zararı daha dudaktan itibaren başlamaktadır. Dudak, dil, yanak, yutak, gırtlak kanserleri, diş eti hastalıkları, farenjit, sinüzit, bademcik ve orta kulak iltihabı gibi üst solunum yoluyla ilişkili hastalıklar, katarakt gelişmesi için dumanın derin olarak ciğerlere çekilmesi gerekmemektedir.

Her şeyin başı sağlık ama ..
Sigaranın zararları sağlık alanıyla sınırlı değildir. Yangınların önemli bir kısmından sorumlu olduğunu belirtmiştik. Sürücüler için trafik kazalarına yol açması, çevre kirliliğine neden olması da söz konusudur. Sigaraya ayrılan ekonomik kaynaklar bir çok aile için gerçekten bir sorundur. Hayatı boyunca içtiği sigaraya harcadığı para, gelir düzeyi yüksek olmayan ülkelerde kişinin zarurî ihtiyaçlarından kesinti yapmasıyla temin edilmektedir. Ulusal kaynakların harcanması ise sigara içmeyen ama vergi ödeyenleri de ilgilendirmektedir. Sigaraya ödenen her 1 000 TL için ulusal bütçemizden 2 160 TL kaynak sarf edildiği bildirilmiştir. 1975 yılında ABD’de sigaraya bağlı nedenlerle oluşan sağlık harcamaları ve işgücü kayıplarının 18 milyar dolar tuttuğu, ancak dünyanın tütünden en fazla kazanan ülkelerinden olan ABD’nin aynı yıl tütünden elde ettiği ulusal gelirin 12 milyar dolar olduğu hesaplanmıştır. Ekonomik endişelerin çok önde seyrettiği batı ülkelerinde işverenlerin bir çoğu sigara içen elemanları istihdam etmemektedir. Bu, sigaraya ayrılan zaman ve dikkatin iş verimini düşürmesi kadar iş kazalarına da yol açmasıyla ilişkilidir.

İmaj Önemlidir!
Sigara sosyal uyumu büyük ölçüde bozmaktadır. Sigara içmeyen bir kişi için sigara dumanı çok rahatsız edicidir. Böyle bir kişiyle aynı odayı, büroyu paylaşmak sevimsiz bir durumdur. Üstelik bu koku geçici olmayıp kişinin tenine ve elbiselerine sinmekte ve uzun süre kendini hissettirmektedir. Koku yanında sigara içilmesine bağlı olarak dişlerde, bıyıklarda, hatta parmaklarda kötü bir sarı renk değişimi olmaktadır. Sigara içmekten kendilerini alıkoyamayan kişiler çevreleri tarafından irade ve kişilik zafiyeti içerisinde algılanırlar.

SİGARADAKİ ZARARLI MADDELER
Ne zorunuz var?
Sağlık açısından sigaradan çok dumanı önemlidir. Sigaranın yanması sırasında 6 000 çeşit zararlı madde oluşmaktadır. Bunların bir kısmı partikül diğerleri ise gaz halindedir. Sigara dumanından her nefes çekme sırasında 300 000 ile 3,5 milyar arasında partikül akciğerlerimize ulaşmaktadır. Bir sigaradan çekilen nefes sayısı, günlük içilen sigara sayısı ve ömür boyu içtiğimiz sigara sayısı dikkate alındığında akciğerlerimizin maruz kaldığı bombardımanın boyutları tahmin edilebilir. Aslında sigaradan dolayı hastalanmak değil, sigara kullanımına rağmen halen sağlıklı kalmak şaşırtıcıdır. Bu hayret verici durum, bizi bize rağmen koruyan mükemmel bir savunma sistemimizin varlığı sayesindedir. Sigarada bulunan zararlı maddelerden bazılarını Tablo II’ de görüyorsunuz. Bu maddelerin hücresel elemanları, proteinleri, lipitleri, DNA’yı tahrip edici, mutasyonlara yol açıcı etkileri vardır. İltihap hücreleri, salgı bezleri ve hormonlar, kalp ve damarlar, pıhtılaşma mekanizması üzerinde bir çok olumsuz etkileri gösterilmiştir. Bunlardan bazıları akut olarak sigara dumanı ile karşılaşmadan sonra dakikalar içinde ortaya çıkar. Bazıları ise yıllarca devam eden kullanımla meydana gelir. Sigara denince akla ilk gelen nikotin, aslında bir böcek zehiri olup bu maksatla kullanılmaktadır. Kokain ve Morfin kadar bağımlılık yapar. Kan basıncını (tansiyon) ve kalp hızını arttırır. Karbonmonoksit ile birlikte koroner arter hastalığı ve beyin damar hastalığına yol açar. Karbonmonoksit ise arabaların egzoz gazının aynısıdır. Kanın oksijen taşıma yeteneğini azaltır. Katran kanserojen (kanser yapıcı) olup, akciğer kanseri, amfizem ve kronik bronşit yapar. Düşük nikotin ve katran içeren sigaralarda bu risklerin azalmadığı görülmüştür, çünkü tiryakiler kanda alıştıkları düzeye ulaşmak için bu sigaralardan daha fazla içmekte ve dumanı içlerine daha çok çekmektedirler. Sigaralara ilave edilen filtreler karbonmonoksit ve diğer zehirli gazları temizlemez.

Sigaradaki Zararlı Maddeler
 
 
 
Tanecik halindekiler Gaz halindekiler
Aromatikhidrokarbonlar Karbonmonoksit
Nikotin Hidrosiyanik asit
Fenol Asetaldehid
Krezol Akrolein
Beta-Naftilamin Amonyak
N-Nitrozonornikotin Formaldehid
Benzopiren Nitrojen oksitler
Metaller (Nikel, arsenik vb.) Nitrozaminler
İndol Hidrazin
Karbzaol Vinil klorür
Kateşol  

İNSANLAR NEDEN SİGARA İÇERLER?
Sağlığınız üzerinden para kazananlar var!
Bu kadar zararlı olan bir madenin dünyada bu kadar yaygın olarak -üstelik bir bedel ödenerek- tüketilmesinin sebebi ne olabilir? Bu sorunun yanıtının bulunması, sadece sağlıkçıların işi değildir. Psikologlar, sosyologlar, ekonomistler ve politikacıların ilgi alanına giren bir çok faktör burada rol oynamaktadır. Sigara, ekonomisi olan bir metadır. Ekonomide ise tek taraflı zarar olmaz Terazinin bir kefesinde sigaradan zarar görenler yer alırken, diğer kefede sigaradan büyük kazançlar sağlayan sermaye vardır (Bakınız Şekil II ve III). Bu sermayenin tüm dünyada çok başarılı reklam ve pazar genişletme, talep artırma teknikleri ile gerek parlâmentolar-hükümetler-bürokratlar nezrinde ve gerekse de basın-medyada sınır tanımayan nüfuzu söz konusudur. Sigara reklamının yasaklandığı ülkelerde bile, spor karşılaşmalarında ve kültürel toplantılarda firmalar yasağı rahatça delebilmektedirler. 1981 ve 1982 yılında Avustralya’da bir kriket sezonunda “Benson ve Hedges” marka sigara reklamlarının 40 000 kez TV ekranında görüldüğü saptanmıştır.
 

Sigara çocukça bir davranıştır!
Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki, 20 yaşından sonra sigaraya alışmak nadir rastlanan bir durumdur. Sigara alışkanlığı yaygın olarak çocukluk çağlarında kazanılmaktadır (Tablo III). İlk okul son sınıflardan başlayarak orta okul ve lise dönemlerinde sigarayla tanışılmakta, bir kaç yıllık pekiştirmeyi takiben alışkanlık gelişmektedir. Sigara kullanıp kullanmama konusunda henüz özgür bir irade ortaya koyamayacak durumda iken kazanılan bu alışkanlık maalesef ömür boyu sürebilmektedir. Sigara pazarlayan şirketler de bu durumun bilincinde olup (Bakınız Ek III), sigara reklâmlarında çocukların ilgisini çekecek objeleri çok iyi kullanmaktadırlar. Bu reklamlarda sigara hiç alakasız temalarla ilişkillendirilmekte, “başarının tadı”, “özgürlüğün sembolü” gibi gösterilmektedir. Oysa sigara ile başarı arasında ters bir ilişki vardır. Sigaranın iş verimini düşürdüğü, işe ayrılan zamandan çaldığı, dikkati dağıttığı, iş ve araba kullanma sırasında içiliyorsa trafik kazalarına neden olduğu bilinmektedir. Özgürlük ve sigara arasında da benzer şekilde tersine bir ilişki söz konusudur. Çünkü sigara alışkanlığı kişinin kendisini bir maddeye bağımlı
 
 
Şekil II. Kim tüketiyor kim tüketiliyor

hale getirmesidir ve bir çeşit esarettir. Sigara zenginlik, şıklık, güzellik, cinsellik, erkeklik, cesaret ve güçle özdeşleştirilerek takdim edilmektedir. Nitekim, güzel mekanlarda iyi giyinmiş güzel, ince bayanların ve yakışıklı erkeklerin, rallide birinci olmuş başarılı yarışmacıların veya vahşi doğada gönüllerince yaşayan kovboyların ellerinde sunulmaktadır. Toplum önderlerinin, şöhret sahibi sanatçıların, politikacıların ekranlarda ellerinde sigara ile arzı endamları da ücretsiz reklam olarak bu sermayenin hanesine yazılmaktadır. Bu etkinin önemi anlaşıldığındandır ki Red-Kit çizgi filmindeki kahramanın ağzındaki sigaralar geriye dönük olarak silinmiştir. İşte yapılan analizler sonrasında çocuklardaki özenti, kendini ispatlama, arkadaş baskısı ve arkadaşları arasında yer edinme, otoriteye (ebeveyn, okul idaresi vb..) karşı gelme, stres ve sorunlara karşı sığınma gibi dürtülerin sigaraya başlamada etkili olduğu anlaşılmıştır. Anne-babanın, öğretmenin sigara içiyor olması da etkilidir. Sigaraya başlayan her 100 çocuktan 75’inin anne veya babası sigara içmektedir. Feminizmin yanlış bir yorumu olarak, sigara kadınların erkek otoritesine başkaldırımını sembolize ediyor gibi algılanmaktadır. Bunun sonucunda, kadınların sigara içme oranları gelişmiş ülkeler dışında erkeklere göre daha hızlı olarak artmaktadır. Yine gelişmiş ülkelerde kadınların sigara içme oranlarındaki azalma erkeklerinkine oranla daha yavaştır. Bununla ilişkili olarak akciğer kanserleri kadınlarda da erkeklerde olduğu gibi en sık rastlanan ve en öldürücü kanser olarak yerini almaktadır.

Sigaraya Başlama Yaşı
 
 
 
Başlama yaşı
  • 6 - 10 yaş  
  • 11 - 14 yaş  
  • 15 - 18 yaş  
  • 19 - 21 yaş  
  • 22 - 25 yaş  
  • 26 - 
 PİAR 1988, Türkiye
  • % 4  
  • % 20  
  • % 39  
  • % 20  
  • % 10  
  • % 7 

 
 

SİGARA BAĞIMLILIK YAPAR MI?
Dışı seni içi beni yakar!
Sigara içenlerin bu davranışlarından pek de memnun oldukları söylenemez. Nitekim, sigara içenlerin %70 ile %90’ı sigarayı bırakmayı istemektedir. Ancak bunu başarabilenler ancak 1/3’üdür. İnsanların istemedikleri bir davranışı sürdürmelerini izah ederken bağımlılık olgusu da göz ardı edilmemelidir. Nikotin eroin kadar bağımlılık yapan bir maddedir. Sigaradan nefes çekilmesini takiben saniyeler-dakikalar içerisinde nikotinin keyif verici etkisi hissedilmektedir. Bu zamanla nikotin alma arzusunun belirginleşmesi, alamadığı zaman yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkmasıyla kendini gösterir. Bunlar: stres, öfke, sinirlilik, tahammülsüzlük, huzursuzluk, sıkıntı, uykusuzluk, dikkat ve konsantrasyon azalması gibi semptomlardır. Nikotin bağımlılığı ağır içicilerde gelişebilir. Nikotin bağımlılığının varlığı, sabah uyandıktan hemen sonra sigara içilmesi, sigara içilemeyen zamanlarda (örneğin uzun süren toplantılarda) sigaranın aranması ve yukarıdaki yoksunluk belirtilerinin gözlenmesiyle saptanabilir. Ancak, sigara içenlerin çoğunda nikotine bağımlılıktan çok, sigara içmeye psikolojik bir bağımlılık söz konusudur. Bunun oral döneme fiksasyon ile bir ilişkisi olup olmadığı yada kimilerinin öne sürdüğü gibi genetik bir temelinin olup olmadığı çok açık değildir. Bazı içicilerin kendilerinin sigarayı içlerine çekmedikleri ve sadece dudak tiryakisi olduklarını söylemeleri, bu psikoanalitik yaklaşımı güçlendirmektedir. Sigara insanlara ne verir? Bu sorunun yanıtı insanlarınsigaradan ne bekledikleri sorusunun yanıtına bağlıdır. Çünkü sigaranın etkileri kişilere göre fark gösterir. Örneğin insanların bir kısmı sigara içmediğinde uyuyamadığını söylerken diğer bir kısmı ise sigara içerek uykusunu açtığını söylemektedir. Bazı kimseler stresli ve yoğun vakitlerinde sigaraya gereksinim duyduklarını belirtirken, diğer bazıları ise tam aksine keyifli ve boş zamanlarında sigara içme arzusu tanımlamaktadırlar. Bu veriler aslında sigaranın kişilerin beklentilerine göre farklı yönde etki gösterebilen bir obje olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durum kişinin isterse sigara yerine başka bir objeden de aynı sonucu alabileceğini düşündürtmektedir. Nitekim, sigara içenlerin sigaradan “en yakın arkadaş”, “sadık dost” gibi ifadelerle söz etmeleri işin bir çeşit fetişizme kadar varabildiğini ortaya koyması bakımından ilginçtir.
 

SİGARA EPİDEMİOLOJİSİ
Sigara bulaşıcı bir hastalıktır!
Sigara bulaşıcı tip bir halk sağlığı sorunudur. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre gelişmiş ülkelerde en öncelikli toplumsal sağlık sorunu sigara epidemisidir. Yukarıda değinildiği gibi, gelişmiş ülkelerde sigara aleyhtarı kampanyalar sonucu sigara içenlerin oranı giderek azalmasına karşın gelişmekte olan ve üçüncü dünya ülkelerinde oran giderek yükselmektedir. Ülkemizde, sigara epidemisi ile ilgili bazı bilgileri Tablo IV’ de görebilirsiniz. Burada dikkati çeken öğretmenler ve hekimler gibi toplumda örnek alınan kesimlerin sigara kullanma oranlarının genel popülasyondançok farklı olmamasıdır. Üstelik, sigara içen öğretmenlerin %33’ünün öğrencilerinin yanında; doktorların %48’inin hastaları yanında sigara içtikleri anlaşılmıştır. Bu ürkütücü bir durumdur ve kameralar karşısında pervasızca sigara içen sanatçı, sporcu ve politikacılarda olduğu gibisigaradan kazanç sağlayan sermayeye örtülü bir yardımdır.

Şekil IV. Sigaraya alışmak kolay, bırakmak zordur!

 Kadınların lehine olan fark, eğitim düzeyinin artmasıyla azalmaktadır. Eğitim düzeyinin artmasıyla sigara içme oranlarının arttığı görülmektedir (Tablo V). Bu durum sigara ile savaşta eğitime ağırlık verilmesi yönündeki tezin pek de geçerli olmadığını düşündürtmektedir. Sigaranın zararlarını bilmek ondan uzak kalmak için yeterli olmamaktadır. Bilginin yaşama geçirilmesi ayrı bir iştir ve çok farklı motivasyonlara gerek duyar. Burada sosyal, kültürel, dinsel ve psikolojik unsurlara ihtiyaç söz konusudur. Yalın bilgi aktarımıyla sigara konusunda kişilerin davranışları değiştirilemez. Hatta, ilk okullarda sigara konusunda verilen eğitimin çocuklarda merak uyandırarak sigarayı deneme yönünde bir motivasyon oluşturduğu ifade edilmektedir. Eğitimle insanın kendi kendini kontrol edebileceği ve din, örf, sosyal baskı ve hatta hukuksal yaptırımlara gerek kalmayabileceği varsayımının geçerliliği bağlamında Tablo V iyi bir tartışma materyali oluşturabilir. Ulusal çerçevedeki bu veriler yanında yöremizde gerçekleştirdiğimiz sigara epidemisine yönelik araştırmalarımızdan elde ettiğimiz bilgileri de Tablo VI’ da bulabilirsiniz.

Tablo IV. Türkiye’de Sigara Alışkanlığı
 
 
Genel nüfus, yaş 15 (SB-PİAR, 1988)
Erkek: % 53; kadın: % 24; Toplam: % 44 
Öğretmenler (Kocabaş A, Tokat 1986)
Erkek: % 54; kadın: % 29; Toplam: % 47
Hekimler (Ardıç S, Eskişehir 1989) (TTB,Türkiye 1999)
Erkek: % 62; kadın: % 44; Toplam: % 54 
Erkek: % 44; kadın: % 34; Toplam: % 42 

Tablo V. Eğitim Sigara İlişkisi
 
 
PİAR 1988, Türkiye
Sigara içenlerin oranı
.  Okula gitmemiş % 26
İlkokul % 47
Ortaokul % 52
Lise % 45
Üniversite % 59

Tablo VI. Trabzon’da Sigara Alışkanlığı
Genel nüfus, yaş 15 (Çan G, Özlü T, 1998)
Erkek: % 62; kadın: % 32; Toplam: % 49
Hekimler (Çan G, Özlü T, 1997)
Erkek: % 54; kadın: % 32; Toplam: % 48
Tıp Öğrencileri (Çan G, Özlü T, 1996)
Erkek: % 39; kız: %18 ; Toplam: % 48
 

SİGARA İLE SAVAŞ NEDİR?
Sigara dost gibi görünür ama; düşman olduğunu anladığınızda yapacağınız hiçbir şey kalmaz ..
Savaş sözcüğü geçmiş yüzyılların aksine günümüz insanı için hiç de sevimli bir anlam ifade etmemektedir. Sigara aleyhine sürdürülen çalışmaların bu isimle adlandırılması aslında önemli bir taktik hatasıdır. Sigara ile savaşın amacı, sigara kullanılmasını yasaklamak veya sigara içenleri cezalandırmak değildir. Doğal olarak kişilerin sigara içme şeklindeki bireysel tercihleri de özgürlük kavramı içerisinde mütalaa edilmelidir. Ancak, insanların sigara içme kadar ve belki ondan önde gelen bir hakları da temiz hava teneffüs etme özgürlüklerinin olmasıdır. Bu bağlamda sigara aleyhindeki çalışmaların temel hedeflerinden birisi, pasif içiciliğin önlenmesidir. Bir diğeri, çocukların sigara içip içmeme konusunda özgür bir irade ortaya koyabilecekleri yaşa kadar sigara tuzağına düşmelerinin önlenmesidir. Yine, sigara içenlerin içtikleri sigaranın ileride kendi başlarına ne tür sorunlar açabilecekleri hususunda yeterince bilgilendirilmeleri ve söz konusu davranışlarına devam edip etmeme kararını buna göre vermelerini temin etmek başka bir amaçtır. Son olarak da, sigarayı bırakmak isteyenlere yardımcı olmak ve onlara içine düştükleri açmazdan kurtulma yönünde destek vermektir.

Amerika’yı yeniden keşfetmeye ne hacet!
Sigara ile mücadele konusunda yapılabilecek şeyler aslında bellidir ve bu mücadelede önemli aşamalar kaydetmiş ülkelerde uygulanmış stratejiler önümüzdedir. Bunlar arasında: sigaranın sağlık ve toplumsal bazda zararları hakkında kamuoyunun bilinçlendirilmesi; 18 yaşından küçüklere, bilhassa okul önlerinde sigara satışının yasaklanması; sigara reklamlarının önlenmesi; sigaranın vergilendirilme ve fiyatlandırılmasındaki caydırıcılık; insanların topluca bulundukları mekanlarda sigara içilmesine mani olunması; sigara bıraktırma kliniklerinin yaygınlaştırılması gibi öne çıkanlarından bahsetmek yerinde olur. Fakat sigara aleyhtarı kampanyaların salt sağlıkçılar tarafından yürütülmesi ve sonuç alınması mümkün değildir. Politikacılardan medya mensuplarına kadar bir çok kesimin aktif katılımıyla ancak sonuç alınabilir. Gelişmiş ülkelerde bu önlemlerin hepsi yıllardır uygulanmaktadır. Oralarda yaşayan insanların sağlıklı yaşamaya bizlerden daha layık olduklarına inanmıyor isek küresel doğruları yapmaya başlamalıyız.

PASİF İÇİCİLİK ZARARLI MI?
Temiz hava soluma özgürlüğü!
Bu sorunun net bir yanıtı vardır ve EVET’tir. Sigaranın yanması sırasında nefesle içe çekilen duman ana duman, yanan uçtan dış ortama yayılan kısım ise yan dumandır. Bu ikisi arasında içerik açısından önemli farklılıklar mevcuttur. Yan duman daha düşük ısıda dolayısıyla tam yanmamış tütünden ortaya çıkar ve bu nedenle daha toksik ürünler içerir. Sigara içmeyenlerin içenlerle aynı kapalı ortamı paylaşması sırasında istem dışı solunan bu duman pasif içiciliği oluşturur. Pasif içiciler de aynen aktif içiciler gibi yukarıda değinilen risklere aynen maruz kalmaktadırlar. Kişilerin sigara içme özgürlükleri olmalıdır, fakat bundan daha önde gelen sigara içmeme veya temiz hava soluma özgürlükleri de olmalıdır. Kişi her istediği yerde sigara içme hakkına sahip değildir. Sigara içilemez alanlara kişinin evi de dahildir ve hatta bu diğer yasak kapsamındaki alanlardan çok daha önceliklidir. Çünkü, pasif içiciliğin en kabullenilemez tarafı çocukların buna maruz kalmasıdır. Çocuklar sigaranın zararlı etkilerine daha duyarlıdırlar. Ülkemizde yapılan çalışmalar ilkokul çocuklarının her 3/4’ünün pasif içici olduğunu ve bu çocukların idrarlarında ölçülen kotinin düzeylerinin günde 6 adet sigara içen bir erişkindeki miktara eşdeğer olduğunu göstermiştir. Sigarayı savunma konusunda ne kadar ileri giderse gitsin hiçbir anne-baba, en sevdikleri varlıklarının, kendi içtikleri sigaradan dolayı ileride bir astmalı, kronik bronşitli olarak yaşamasını veya sık solunum yolu enfeksiyonu geçiren sağlıksız, mutsuz bir kişi olmasını arzulamaz. Hiçbir sorumlulukları olmaksızın sadece sigara içen bir anne veya babanın çocuğu olmaktan dolayı akranlarının aksine özgürce koşup oynayamamaları; ömür boyu hastane, doktor, acil servis kuyruklarında çile çekmeleri; sık sık veya devamlı hastalanıp, krize girip çok zor dakikalar, günler geçirmeleri; tatsız ilaçları kullanmak zorunda kalmaları ve yediklerinden giydiklerine kadar her şeyde belirli sınırlamalara uymaları gerektiğinden yaşam kalitelerinin önemli ölçüde bozulması etik açıdan kabul edilebilir bir durum değildir. Görüldüğü gibi sigara içme davranışı sağlık sorunu olmak yanında aynı zamanda da bir etik sorundur. Cadde ve sokaklarda, kaldırım ve koridorlarda yerlere atılmış izmarit ve sigara paketlerinden hasıl olan görüntüler bu davranışın etik temellerinin vurgulanmasında yeterince malzeme oluşturmaktadır.
Pasif içiciliğin zararlarının anlaşılması bu konuda ilginç hukuk davalarına mesnet olmuştur. 1980’li yıllarda İsveç’te akciğer kanseri tanısı alan bir kadın sigara içen oda arkadaşını dava etmiştir. Banliyö tren işletmeleri, iş yeri ve büro sahipleri hakkında benzer davalar gündeme gelmiş ve önemli tazminatlar ödenmiştir.
 

SİGARA BIRAKILABİLİR Mİ?
Sigara bırakılamaz, bırakılır!
Kuşkusuz evet. 1970-1990 yılları arasında sadece ABD’de 50 000 000 kişinin sigarayı bıraktığı bilinmektedir. Bu kadar kişinin başarabildiği bir işi bir başkasının yapamaması için hiçbir gerekçe olamaz. Sigarayı bırakamayan değil bırakamayacağına inanmış kişiler vardır. Burada asıl olan kişinin bu işi yapabileceğine kesin olarak inanmasıdır. Bu inanç olmaksızın yola çıkanlar asla başaramazlar. “Acaba yapabilir miyim?” “Bir denesem” demek başta kaybetmeye razı olmaktır. Sigarayı bırakmayı başaranlar arasında yapılan anketler buna muvaffak olanların büyük çoğunlukla “aniden bırakanlar” olduğunu göstermiştir (Tablo VII). Sigara azaltılamaz. Azaltarak bırakacağım düşüncesi sadece bir aldatmaca ve zaman kazanma olup kişinin sigaraya karşı güçlenmiş savunmasını kırmaya yönelik bir taktiktir. Kişinin aklı ile arzuları arasındaki bu savaşta galibiyeti bu taktikleri aşmasıyla mümkün olabilir.

Tablo VII. Sigarayı Bırakanlar ve Yolları
 
 
Bırakma Şekilleri
  • Aniden bırakma  
  • Azaltarak bırakma  
  • Hipnoz tedavisi  
  • Düşük nikotinli sigara  
  • Nikotinli sakız  
  • Özel sigara filtreleri  
  • Psikolojik tedavi 
Başarıdaki Yeri
  • % 81,5 
  • % 5,7 
  • % 1,6 
  • % 1,5 
  • % 1,4 
  • % 0,5 
  • % 0,1 

Sigaranın bırakılması için hipnoz ve grup terapilerini de içeren çeşitli yöntemlerle başarı oranı %30 dolaylarında iken, hekimin hastasına zaman ayırarak bir kaç dakika telkinde bulunması ile %5-15 kişide sigaranın bırakılabilmesi mümkün olmaktadır. Bu hiç de azımsanacak bir sonuç değildir. Hekimlerin hastalarından bu kadarını esirgememeleri gerekir.

Bırakmak için desteğe ihtiyacınız var mı?
Sigarayı bıraktırma teknikleri sadece hekimlerin ilgi alanında kalmamış ve hemen herkes bu konuda tavsiyelerde bulunmaya başlamıştır. Magazinlerde hemen her zaman bu hususta bir iki yazı bulmak olasıdır. Kuşkusuz bu tavsiyelerin hepsinin de yararlı olduğu durumlar söz konusudur. Kişiler bunlardan kendilerine uyanları adapte edebilirler. Bu işi kendi başlarına yürütemeyeceğini düşünenler için profesyonelce destek verebilecek sigarayı bıraktırma klinikleri de vardır ve ülkemizde de hizmet vermektedirler. Trabzon’da Farabi Hastanesinde Göğüs Hastalıkları anabilim dalımıza ait bu amaçla hizmet veren bir “SİGARAYI BIRAKMA” polikliniğimiz vardır ve randevu ile hasta kabul etmektedir. Sigara içenler bu ünitelere başvurduklarında öncelikle sigara içme davranışı açısından sorgulanmakta, sigaraya ilk ne zaman başladığı, kaç yıldır içtiği, günde kaç adet içtiği, sabah ilk sigarasını ne zaman yaktığı, günün hangi zamanlarında sigara içtiği, sigara içmeden ne kadar durabildiği, sigara içemediği zamanlarda neler hissettiği ve bu durumun kendisini nasıl etkilediği, sigara içme davranışlarının altında yatan bireysel motivasyonların neler olduğu ve bireyin psikososyal durumu belirlenmektedir. Bunu takiben kişiye sigaranın zararları ve kendisini nasıl etkilediği, gelecekte içtiği sigara yüzünden nelerle karşılaşabileceği sigarayı bıraktığında kazançlarının neler olacağı konusunda bir eğitim verilmektedir. Bu eğitim birebir yada grup şeklinde olabilir ve sesli, görüntülü, interaktif eğitim araç ve gereçlerinden yararlanılabilir. Bu süreç sonunda bırakma konusunda kesin kararlılığa ulaşılabilirse eyleme geçiş için bir zaman belirlenmeli ve kişinin kendisiyle ortak bir planlama yapılarak tatbike konulmaktadır. Uygulamaya geçildiğinde kişiye çoğu kez psikolojik ama gerekirse nikotin içeren sakız, bant veya burun spreyleri ile veya diğer bazı ilaçlar ile tıbbî destek verilmelidir. Ailesinin, yakın çevresinin, işyeri arkadaşlarının desteğini almak amacıyla, belirlenen bırakma karar ve zamanını başkalarıyla paylaşmak yararlı olabilir.

Arkadaş için belki ölünür ama sigara içilmez!
Bırakmada başarılı olunduğunda en önemli sorun nükstür. “Sigarayı bırakmak iş mi? Ben şimdiye kadar 40 kere bıraktım!” duvar yazısında vurgulandığı gibi, tekrar içmeye dönülmesinin önlenmesi en son aşamadır. Genellikle ilk 2-3 aylık dönemi takiben geri dönüş riski büyük oranda azalır. Bu dönemde en büyük tehlike arkadaş (!) grubudur. “Hiç bir şey olmaz iç be abe!” “Yak bir tane ölmezsin!” vb arabesk yaklaşımlar (Bakınız Şekil V) kişisel direnci kırabilmekte ve nikotinin karşı konulması güç çekiciliği ile birleşince sonuç üzücü olabilmektedir. Hiçbir arkadaşın, sizin yerinize ölemeyeceğini ve sigaranın başınıza açtığı felaketleri sadece tek başınıza üstlenmek zorunda kalacağınızı hatırlamak gerekir bu durumlarda... İlk günlerden itibaren giderek zayıflamakla birlikte kişilerin tekrar sigaraya başlamaları sigara içme arzusu uyandığında bunu refüze edememelerinden kaynaklanmaktadır. Bırakan kişinin tek direnç göstermesi gereken nokta zaman zaman şiddetle gelen bu isteğin karşısında tavizsiz olmak ve bu arzunun ortaya çıkışını kolaylaştıran faktörlerden uzak kalmaktır. Böyle durumlarda bir nikotin spreyi de epey işe yarayabilir.
 

BIRAKMAK İSTEYENLERE ÖNERİLER
Reddetme hakkınızı kullanın!
Sigarayı bırakmak isteyenlere genel tavsiyelerimiz şunlardır: Zamanlamayı iyi yapın. Tatile veya herhangi bir nedenle seyahate gitmek gibi rutin yaşamınızdan ve arkadaş çevrenizden uzaklaşmanız gereken olaylar bir şans olabilir. Sigarayı bıraktığınızı herkese açıklayıp onların desteğini alın. Sizde sigara içme arzusu uyandıran iş, davranış ve durumlardan uzak kalmaya çalışın. Örneğin kahvehaneye, içkili yerlere gitmez olun. Çay yerine soğuk içecekler deneyin. Boş kalmayın, kendinize hobi yada meşguliyet bulun. Spora zaman ayırın. Sakız, yeşil sebzeler, havuç vb objelerle sigara arayışınızı engelleyebilir; kalem, küçük oyuncaklarla da ellerinizi meşgul edebilirsiniz. Sigaraya ayırdığınız kaynakla
 

Şekil V. "Eller yukarı!"

kendinizi yada sevdiklerinizi ödüllendirecek sürprizler yapın. Sigara içen arkadaşlarınızdan bir süre uzak kalın. Başkaları tarafından sigara teklif edildiğinde reddetme hakkınızı kullanın. “Hayır” deme özgüvenine sahip olun. Başkalarına göre değil kendi doğrularınıza göre yaşayın. Kendinize saygılı olun. Hiç kimse için hayatınızı riske atmak zorunda değilsiniz. Sigara içme arzusu geldiğinde bırakma nedenlerinizi tek tek hatırlayın, kalkıp dolaşın, dış ortama çıkıp yürüyün, bir kaç kez yavaş ve derin nefes alıp verin. Asla “bir taneden bir şey olmaz” demeyin. Sizden önce milyonlarca kişinin bu işi başardığını ve onların da size benzer sıkıntılar yaşadığını düşünün. Umutsuz olmayın, başaracaksınız. Bu sefer olmadıysa gelecek sefere mutlaka .. Unutmayın sigarayı bırakanların bir çoğu ikinci yada üçüncü denemede buna muvaffak olmaktadırlar.

SİGARAYI BIRAKINCA ZARARLARINDAN KURTULABİLİR MİYİM?
Sigaranın neresinden dönülürse kârdır!
Sigaranın bırakılmasını takiben saatler, günler, yıllar içerisinde vücuttaki zararlı etkileri önemli ölçüde azalır. Sigarayı bıraktıktan sonraki zaman diliminde vücutta ortaya çıkan olumlu değişiklikler şöyledir:

İlk 20 dakika: Kan basıncı ve kalp hızı normale döner. Eller ve ayaklar dolaşım normale döndüğü için ısınmaya başlar.
8 saat:
Kanda oksijen düzeyi normale döner. Kalp krizi riski düşmeye baslar.
24 saat:
Karbonmonoksit (egzoz gazi) vücuttan atılır. Akciğerlerdeki balgam ve diğer birikimler temizlenmeye baslar.
48 saat:
Nikotin vücutta artık saptanamaz. Tat ve koku alma duyusu artmıştır.
72 saat:
Solunum yolları gevşediği için nefes almak kolaylaşır. Vücut enerjisi artar.
2-12 hafta:
Dolaşım butun vücutta düzelir. Yürümek kolaylaşır.
3-9 ay:
Öksürük, nefes darlığı düzelir. Akciğer işlevi yüzde 5-10 oranında artar.
5 yıl: Kalp krizi riski sigara içenlerin riskinin yarısına iner.
10 yıl: Akciğer kanseri riski sigara içenlerin riskinin yarısına iner. Kalp krizi riski hiç sigara içmemiş biri ile eşit olur.